Mide Bağırsak Metabolizma Hastalıkları

Mide Bağırsak Metabolizma Hastalıkları

Mide hastalıkları, Şeker hastalığı, Obezite, Gut, Karaciğer-Safra kesesi fonksiyonel yetmezlikleri’dir. Bu tür hastalıklarda içme kürleri ve şifalı çamur ağırlıklı olarak uygulanmaktadır.

Şeker Hastalığı (Diyabet) Belirtileri neler?

Şeker hastalığı (diyabet) belirtileri beraberinde bir çok sendromu da yanında taşımaktadır. Aşağıda yazılan sendromlar şeker hastalığının belirtileri olarak kabul edilen durumlardır:

  • Çok sık idrara çıkma,
  • Çok fazla susama,
  • Bulanık görme,
  • Halsizlik, bitkinlik durumları,
  • Beklenmedik kilo kaybı,
  • Acıkma hissi,
  • Mide bulantısı,
  • Kusma,
  • Nefes kokusu,
  • Sık idrar yolu enfeksiyonu,
  • Adetten kesilme,
  • Kuru ve kaşıntılı deri,
  • Yaraların kolay kolay iyileşmemesi.

Sık idrara çıkma

Çok sık idrara çıkma (poliüri) hissi devamlı mevcuttur. Bunun sebebi ise, kan şekeri yükseldiğinde böbrekler emme işlevini yerini getiremediklerinde, fazla şekeri atmak için uğraşırlar. Çoğunlukla kan glukozu 180 mg a eriştiğinde idrar aracılığı ile glukoz atılmaya başlar (glikozüri). Çok uzun yıllardır şeker hastalığı olan kişilerde bu oran çok daha fazla yükselmeden idrarda glukoz çıkmayabilir.

İdrarla vücuttan çıkarılan şeker ile birlikle suyun da atılımını da sağlar. Bu sayede ortaya çıkan sıvı kaybı ile aşırı susama (polidipsi) duygusu ortaya çıkar. Bu belirti genellikle hastalar tarafından yalnızca ağız kuruluğu olarak ortaya çıkar.

Bulanık görme

Bulanık görme probleminde bu susuzluk periodları sırasında gözde bulunan glukoz ve su seviyelerindeki değişiklikle ilgilidir. Hücreler yakıt maddeleri olan glukozu yeterli miktarda almak için halsizlik ve bitkinlik ortaya çıkar. Bu kayıp yakıtı yerine koyabilmek için vücutta toplanan yağlar yakılmaya başlar bunun akabinde ise kilo kaybı ile beraber aşırı acıkma hissi meydana gelir. Yağ hücreleri bozulur ve bundan sonra ketonlara dönüşür. Bu ketonlar idrar aracılığı ile atılır. Kan şekeri yükselir ise, deri enfeksiyonlarında artış görülür. Şeker bakterilerin üremesi için uygun koşullar sağlanmış olur.

Yüksek glukoz seviyeleri sinirlerde hasara yol açacağından geceleri ayak ağrıları ve kramplar meydana gelebilir. İnatçı hiperglisemi uzun vadede kalp-damar hastalıkları, böbrek hastalıkları ve görme bozuklukları gibi şeker hastalığının yol açtığı metabolik sendrom adı verilen komplikasyonlarına da yol açabilir. Şeker hastalığını önlemek adına; diyet, alkol kullanımı, aktivite seviyesi, stres, hastalıklar ilaçlar ve hormon oranlarındaki değişiklikler gibi bir çok etken kan şekeri seviyeleri üzerinde etkendir. Ancak bu düzey sık sık yapılacak kan şekeri testleri ile takip edilebilir. Bu sayede kan şekeri seviyelerindeki değişikliklere göre bir tedavi uygulamak mümkün olur.

Şeker Hastalığı İçin Öneriler:

Beslenme: Şeker hastalığı olan kişilerde kan şekerinin normal seviyelerde devam edebilmesi için beslenme oldukça önemli rol oynamaktadır. Önemli olan, kişinin porsiyonlarının az olması değil, vücudunun ihtiyacını karşılayabilecek yiyecekleri tüketmesidir. Besinler 4 temel gruba ayrılır:

  • Sebze ve meyveler: portakal, elma, muz, havuç,ıspanak gibi…
  • Hububatlar: tahıllar ve ekmek (buğday, pirinç, arpa, yulaf gibi) ,
  • Mandıra ürünleri  (süt, krema, yoğurt gibi)
  • Etler (kümes hayvanları,balık,yumurta vs.)

Bu 4 temel besin grubun her birinden hergün tüketilmeye çalışılması oldukça önem teşkil eder. Bu sayede vücudun gereksinimi olan tüm besinler alınmış olur. Gıdalardaki ana besinler: karbonhidratlar, proteinler, yağlar, vitamin ve minerallerdir.Karbonhidratlar vücuda enerji sağlar. Şeker hastalığı için en ideal tercih fasulye, bezelye, mercimek, tahıllar, hububatlar, sebze ve meyvelerdir. Proteinler içinde ise en uygun tercih; hafif etler ve az yağlı mandıra ürünler olmaktadır. Lif bakımından zengin gıdalar kan şekeri ve yağ düzeylerini düşürmek için en sağlıklı besinler olarak kabul edilirler. Çok fazla yağ barındıran yiyecekler şeker hastalarında çok zararlı olabilirler. Tuz tüketimini azaltmak oldukça önemlidir.

Egzersiz: Düzenli şekilde uygulanan egzersizler sayesinde vücuttaki fazla şekerin yakılması sağlanır. Bu sayede kan şekeri düzeyleri de düşer. Doktorun tavsiye ettiği egzersiz biçimin seçilmesi ve egzersizlerin ardından kan şekeri düzeylerinin ölçülmesi oldukça önemlidir. Fazla enerjiye ihtiyaç duyulan egzersiz biçimlerinin kan şekerini aşırı düşürebileceği de akıldan çıkarılmaması gereken bir etkendir.

Stres ve Hastalıklar: Psikoljik açıdan stres ya da soğuk algınlığı, grip, bakteriel enfeksiyonlar sebebi ile meydana gelen fizyolojik stres insülinin gerektiği gibi fonskiyonunu devam ettirmesini engelleyecek hormonların üretimine yol açabilirler. Kalp krizi gibi kimi rahatsızlıklar ya da büyük travmalar kan şekeri düzeylerini yükselmesine yol açabilir. Stres ve hastalık gibi hallerde kan şekeri oranlarının devamlı ve sürekli kontrol edilmesi faydalı olacaktır. Pneumococcal pnömoniye ve gribe karşı aşılanmak, bu riski azaltan bir etkendir.

Alkol: Alkol karaciğerden glikozun serbest bırakılmasını önler. Kan şekeri düzeylerinde çok fazla düşmelere yol açabilir. Alkol tüketilmesi gerekiyor ise makul bir düzeyde tüketilmesi ve önceden muhakkak bir şeyler yenmelidir.

Obezite Nedir?

Bilindiği üzere beslenme; anne karnında başlayarak yaşamın sonlandığı ana kadar devam eden yaşamın vazgeçilmez bir ihtiyacıdır

İnsanın büyümesi, gelişmesi, sağlıklı ve üretken olarak uzun süre yaşaması için gerekli olan besin öğelerini yeterli ve dengeli miktarda alıp vücutta kullanabilmesidir.

Karın doyurmak, açlığı bastırmak, canının çektiği şeyleri yemek veya içmek değildir.

Günlük yaşamda bireylerin (gebe, emzikli, bebek, okul çocuğu, genç, yaşlı, işçi, sporcu, kalp-damar, şeker, yüksek tansiyon hastalığı, solunum yolu bozuklukları vb.) yaşa, cinsiyete, yaptığı işe, genetik ve fizyolojik özelliklerine ve hastalık durumuna göre değişen günlük enerjiye ihtiyacı vardır.

Sağlıklı bir yaşam sürdürmek için, alınan enerji ile harcanan enerjinin dengede tutulması gerekmektedir.

Yetişkin erkeklerde vücut ağırlığının %15-18’i, kadınlarda ise %20-25’ini yağ dokusu oluşturmaktadır. Bu oranın erkeklerde %25, kadınlarda ise %30’un üstüne çıkması obeziteyi oluşturmaktadır.

Günlük alınan enejjinin harcanan enerjiden fazla olması durumunda, harcanamayan enerji vucutta yağ olarak depolanmakta ve obezite oluşumuna neden olmaktadır.

Buna paralel olarak, günümüz teknolojisindeki gelişmeler, yaşamı kolaylaştırmakla birlikte, günlük hareketleri önemli ölçüde sınırlamıştır.

Anlaşılacağı üzere obezite; besinlerle alınan enerjinin (kalori) harcanan enerjiden fazla olması ve fazla enerjinin vücutta yağ olarak depolanması (%20 veya daha fazla) sonucu ortaya çıkan, yaşam kalitesini ve süresini olumsuz yönde etkileyen bir hastalık olarak kabul edilmektedir.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından da obezite, sağlığı bozacak ölçüde vücutta aşırı yağ birikmesi olarak tanımlanmıştır.

Gut Hastalığı (Damla Hastalığı)

Gut bazı eklemlerde ani ve şiddetli gelişen ağrı, hassasiyet, kızarıklık, şişme ve sıcaklık artışı nöbetlerine neden olan bir hastalıktır. Genellikle tek eklemi, sıklıkla da ayak başparmağını etkiler. Bununla birlikte diz, ayak bileği, ayak, el, el bileği ve dirsek eklemleri de etkilenebilir. Ayak başparmağının tutulmasına PODOGRA denilmektedir. Nadiren hastalarda omuz, kalça ve omurga tutulumu gelişebilir.

Gut genellikle üç safhada seyreder:

  • AKUT ATAK: Eklemde ani başlayan sıklıkla 5-10 gün süren şişme ve ağrı.
  • İNTERKRİTİK DÖNEM: Şikayetlerin olmadığı tamamen iyileşilen bir dönem ve bunun ardından tekrar şiddetli alevlenme.
  • KRONİK GUT: Pek çok alevlenmeden sonra, hastalık içinde tedavi edilmediği takdirde kronikleşir ve bir veya daha fazla eklemde kalıcı ağrı, şişlik ve hareket kısıtlılığı oluşur. Romatoid artrit denilen iltihaplı eklem romatizması ile karışabilir.
  • TOFÜSLÜ GUT: Tofüs denilen ürik asit kristallerinin bir araya toplanarak cilt altında ya da dokularda çökmesi ile oluşan birikintilerin olduğu dönem.

Gut herkesi aynı şekilde etkilemez. Bazı insanlar hayatları boyunca bir tek atak geçirirler ve bundan başka hiçbir problem oluşmaz. Bazılarında ise zamanla eklemlerde hasara ve ağrıya yol açan şiddetli kronik ataklar görülür. Gutun kesin kür sağlanan bir tedavisi yoktur ancak iyi bir tedavi ile tamamen hastalık önlenebilir. Uygun tedavi alevlenme sıklığınızın azalmasına hatta alevlenmelerin tamamen kesilmesine ve eklem hasarlarının gelişmesine engel olabilir.

GUTTA NELER OLMAKTA?

Akut Ataklar

Ataklar genellikle aniden, hızlı bir şekilde gelişirler. İlk atak sıklıkla mükellef bir akşam yemeğinin (aşırı miktarda alınan kırmızı et ve alkolün ardından) ardından gece gelişir. Uykuda, gece yarısı aşırı bir eklem ağrısı ile uyanabilirsiniz.

Atak esnasında şunlara dikkat edin:

  • Ani, şiddetli eklem ağrısı
  • Eklemde şişme
  • Eklem çevresindeki deride parlak kırmızı veya erguvani renk değişimi ve ciltte soyulma, döküntü olması
  • Eklem etrafında aşırı hassasiyet-hatta yatak çarşafının değmesi bile bu alanda şiddetli ağrıya neden olabilir.

Hastalık başlangıç yıllarında ataklar çok nadiren gelir. Ataklar arasında her şeyin normal olduğu, şikayetlerin olmadığı bir dönem vardır. Eğer hastalık tedavi ile kontrol altında tutulmazsa ataklar daha sık gelir ve atakların süresi uzar. Tekrarlayan ataklar eklemlerinizde hasar oluşturur. Ataklardan sonra eklemlerinizde katılık ve hareket kısıtlılığı oluşabilir.

Gut ataklarını şu nedenler tetikleyebilir:

  • Aşırı alkol alımı
  • Hatalı ve aşırı beslenme (aşırı kırmızı et tüketimi)
  • Cerrahi operasyon geçirme
  • Ani, şiddetli hastalık hali
  • Yanlış diyet
  • Eklem travması
  • İlaç tedavileri (aspirin, idrar söktürücü ilaçlar)

Gut hastalığındaki ağrı ve şişmenin nedeni ürik asit kristallerinin eklemde birikmesidir. Ürik asit vücutta hücre döngüsü sonucu ortaya çıkan normalde bulunan bir maddedir. Kanda erimiş halde bulunur ve böbrekler yoluyla idrarla atılır. Gut hastalarında ürik asit düzeyi kanda çok yükselmiş olup, ürik asit kristalleri eklem ve diğer dokularda birikim yaparlar. Bu da eklemlerin zarı olan sinovyumda iltihaba neden olur.

Tofüs Gelişimi

Birkaç yıl sonra hastalık ilerledikçe ürik asit kristalleri eklem ve eklemlerin çevresindeki dokularda birikim yaparlar. Bu kristallerin aşırı birikimlerine tofüs denir. Deri altında şişlik şeklinde oluşurlar. Bir iğneyle delinip içi boşalacak olursa temeşir tozu gibi beyaz ürik asit kristallerinin dışarı çıktığını görebilirsiniz. Tofüs genellikle hasta eklemlerin içinde veya çevresinde, dirseklerin yanında, parmakların üstünde, ayak başparmağında ve kulak kıvrımında (kulak sayvanında) yerleşir. Tofüs tedavisi yapılmazsa eklemlerde hasar oluşturur.

Diğer Problemler

Ürik asit kristalleri böbrek ve idrar yollarında veya idrar kesesinde taş oluşumuna neden olabilir. Birçok faktör bu oluşuma neden olur. Yeteri kadar sıvı alınmaması taş oluşumunu kolaylaştırır. Çünkü sıvı azlığında yetersiz idrar miktarı ürik asitin çökmesine neden olur. Taş oluşumu idrarın asitliğini düşüren çeşitli hastalıklardan da kaynaklanabilir. Diğer bir neden de beslenme alışkanlığıdır. Bazı insanlarda uygun olmayan diyet ürik asit yapımını artırarak böbreklerde taş oluşumunu artırabilir. Doktorunuz diyetinizin hastalığınıza etkisinden şüpheleniyorsa idrar tetkiki isteyebilir. İdrar tetkiki vücudunuzdaki ürik asit yapımı hakkında bilgi verecektir. İdrar tetkiki özellikle yararlıdır. Çünkü bazı gut hastalarında ürik asitin idrarla atılımı çok artmıştır. Bu kişilerde böbrek taşı oluşumu riski yüksektir.

GUTUN NEDENLERİ NELERDİR?

Hemen hemen tüm gut hastalarında hiperürisemi adı verilen kanda ürik asitin yüksekliği durumu söz konusudur. Fakat hiperürisemik tüm insanlarda gut gelişimi gözlenmemiştir.

Aşağıdaki nedenlerin biri veya ikisi birlikte hiperürisemiye neden olur:

  • Böbrekler yeteri kadar ürik asit atlımı gerçekleştiremiyordur.
  • Vücutta aşırı miktarda ürik asit üretimi söz konusudur.

Diüretik (idrar söktürücüler) tedavisi sıklıkla hiperürisemiye neden olur. Diüretikler fazla vücut sıvısının atılmasını sağlayarak yüksek tansiyonu düşürmek amacıyla kullanılırlar. Bununla birlikte diüretikler böbreklerin ürik asit atılım kabiliyetini azaltarak ürik asidin kan seviyesini yükseltirler. Kalıtımsal nedenler ve çevresel faktörler de (kilo, alkol kullanımı ve diyet) gut oluşumunda önemli bir rol oynarlar.

KİMLER GUT HASTASI OLUR?

Herhangi bir yaşta meydana gelebilirken genellikle ilk atak 40 – 50 yaşları arasındaki erkekleri etkiler. Bununla birlikte gut bayanlarda da görülebilir. Özellikle menopoza giren bayanlarda gut riski artmaktadır.

TANI NASIL KONULUR?

Gutta tanı doktorunuzun sizi muayene etmesi ve şikayetlerinize ilişkin sorular sormasıyla konur.Doktorunuz kan ürik asit düzeyinizi görmek için kan tahlili isteyebilir. Yalnız şunu hatırlamak gerekir. Kan ürik asit düzeyinin yüksekliği gut hastası olduğunuz anlamına gelmediği gibi normal düzeyleri de hasta olmadığınız anlamına gelmez. Akut atak esnasında kan ürik asit düzeyinin bir önemi yoktur. Çünkü bu dönemde kan ürik asit düzeyi yüksek, normal ya da düşük çıkabilir.

Doktorunuz daha sonra eklem romatizmalarının diğer tiplerini de dışlamak için muayenesine devam edecektir. Örneğin pseudogut (yalancı gut) ve artrit gibi. Bu iki durumda guta benzemekle beraber ürik asit kristalleri görülmez. Doktorunuz artritinizin tipini saptamak için bazen tutulan ekleminizden sıvı alarak kristal yönünden incelemek isteyebilir.

TEDAVİ NASIL YAPILIR?

Tedavi esas olarak ilaç tedavisi ve diyet alışkanlığındaki değişiklikler olarak sınıflandırılabilir. Hedef ağrının azaltılması, akut atakta iltihap süresinin kısaltılması, tekrarlayan ataklardan korunma ve eklem hasarından korunma olarak söylenebilir.

İlaç Tedavisi

Gutta kullanılan ilaç tedavisini, bireye göre ve aynı bireyde hastalığın seyrine göre ayarlanmaktadır. Gut hastalığı olmayan sadece kan ürik asit düzeyi yüksek (hiperürisemi) hastalarda ek başka bir problem bulunmadığı takdirde ilaç tedavisine gerek yoktur.

İlaç tedavisi şu durumlarda kullanılır:

  • Akut ataklarda ki ağrı ve şişmeden korunmak için ağrı kesici iltihap giderici ilaçlar, kortizon veya kolşisin kullanılır.
  • Tekrarlayan ataklardan korunmak için Türkiye’de bulunan tek ilaç olan ürikoliz (allopurinol) kullanılır.
  • Tofüs tedavisi veya tofüsten korunmak için ürikoliz (allopurinol) kullanılır.
  • Böbreklerde ürik asit taşı (ürat taşı) oluşumunu engellemek için ürikoliz (allopurinol)

Bu ilaçların tümü güçlü ilaçlar olup, bu ilaçları niçin aldığınızı, yan etkilerini ve bir problemle karşılaştığınızda ne yapacağınızı bilmeniz gerekir.

Akut atakların tedavisi

Kolşisin (colchicum dispert): 2400 yıldan beri gut tedavisinde kullanılmaktadır. Akut ataklardaki şişlik ve ağrıları geçirir. Atağın ilk 8-12 saatinde alınırsa etkili olacaktır. Akut atak tedavisi için kullanıldığında günde 12 tablete (2 saatte bir 1 tablet) kadar yüksek dozlarda alınması gerekmektedir. Bu yüksek dozlarda kullanımı kolay değildir ve yan etkileri bu dozda fazlaca ortaya çıkmaktadır bu nedenle günümüzde akut atak tedavisi için kolşisin çok tercih edilmemektedir. Ağız yoluyla alındığında ishal, bulantı ve karında kramplara neden olabilir. Yan etkiler ortaya çıktığında ilacı bırakın ve doktorunuza bildirin. Kolşisin gut hastalığının tedavisi ve atakların önlenmesi için uzun dönem kullanılan bir ilaç değildir.

Nonsteroid antiinflamatuar ilaçlar (NSAİİ) (voltaren, endol, naprosyn vb): Günümüzde akut ataklardaki ağrı ve şişliklerin tedavisinde ilk tercih edilen ilaçlardır. Bu tedavi kolşisin kadar etkilidir ve yan etkisi daha azdır. Başlıca yan etkileri karında ağrı, baş ağrısı, deri döküntüleri ve baş ağrısıdır.

Kortikosteroid (kortizon) tedavisi: Prednol, deltakortril veya flantadin olarak ilaçları vardır. Bazen akut ataklarda doğrudan iltihaplı eklemin içine yapılarak ağrı ve şişliğin giderilmesine çalışılır. Diğer ilaçlara yanıt yoksa veya diğer ileçların kullanımına engel durum varsa ağızdan veya kas içine enjeksiyon yoluyla uygulanabilir. Hızlı etki sağlar. Mide ülseri, böbrek yetmezliği gibi ağrı kesici iltihap giderici ilaçların kullanılamadığı durumlarda daha sık tercih edilir.

ACTH (synachten depot amp): Bir çeşit kortizon ilacıdır. Bu ilaç bazen akut atakların tedavisinde kullanılır.

Ürik asit düzeyinin düşürülmesinde kullanılan ilaçlar

Aşağıda anlatılacak olan bu ilaçlar tofüs oluşumunu, böbrekte taş oluşumunu önlemek ve gut ataklarının sıklığını azaltmak, önlemek ve tedavi etmek amacıyla kullanılırlar. Bu ilaçlar bir kez kullanılmaya başladığında ömür boyu kullanılması gereken ilaçlardır.

Ürik Asit Yapımını Azaltan İlaçlar

Allopurinol (ürikoliz): Vücutta ürik asit yapımını azaltarak ürik asidin hem kan hem de idrar miktarını düşürür. Ürik asit nedenli böbrek problemi veya böbrek taşı olan hastalarda ideal ilaçtır. Yan etkileri arasında deride döküntüler ve hafif batın rahatsızlığı vardır. Karında ağrı yapar ama bu genellikle geçicidir ilacı kullandıkça bu şikayet kaybolur. Nadiren allopurinol şiddetli alerjik döküntüye neden olabilir. Eğer ürtiker tarzında deri döküntüleri, kaşıntı, ateş, bulantı ve kas ağrıları olursa doktorunuzla temasa geçiniz. Bu ilaç bazı hastalarda uykuya ve dikkatte azalmaya neden olabilir. Bu gibi durumlarda araç kullanmaktan kaçınılmalıdır.

Ürik Asit Atılımını Arttıran İlaçlar

Bazı ilaçlar kan ürik asit düzeyini idrardan ürik asit atılımını artırmak vasıtasıyla yaparlar. Bunlar aynı zamanda tofüslerin erimesine ve eklemlerde ürik asit birikiminin engellenmesine yardımcı olurlar. Bu amaçla kullanılan ilaçlar probenesid ve sulfinpyrazone ‘dur. Günlük olarak ağızdan alınırlar. Normal ürik asit düzeyine ulaşıldığında eklemlerde kristal depolanması olmayacaktır. Depolanan ürik asit de çözülmeye başlamış olacaktır.

Yaygın yan etkileri arasında bulantı, deri döküntüsü, karın ağrısı ve baş ağrısı vardır. Deri döküntülerine diğer yan etkiler eşlik etmediği durumlarda ilaç kullanılabilir. Yan etkiler birlikte seyrediyorsa doktorunuza başvurunuz. Bu ilaçlar sıvı olarak alınabilir. Bu ilaçların kullanımı sırasında aspirin alınmamalıdır. Bu iki ilaç Türkiye’de bulunmamaktadır. Probenesid ve sulfinpyrazone kullanımı idrar ürik asit miktarını artırmak suretiyle böbrek taşı oluşum riskini artırabilir. Bunu engellemek için her gün en azından 2-2.5 litre sıvı alarak idrarı sulandırmak gerekir. İlk kullanıldığı dönemde ürikoliz akut gut atağını arttırabilir. Bunu önlemek için ürikoliz başlandığında beraberinde kolşisin 3×1 veya NSAİİ birlikte başlanmalı ve yaklaşık 2-4 hafta belikte tedaviye devam edilmelidir. Ardından kolşisin veya NSAİİ kesilmeli tek başına ürikoliz tedavisine ömür boyu devam edilmelidir. Ürikoliz kullanıldığı dönemde bir akut atakla karşılaşılırsa ürikoliz tedavisi kesilmemelidir.

Bu ilaçların kullanımında diğer öneriler ise şunlardır:

  • Tedavi esnasında doktorunuzun önerilerine uyunuz.
  • İlaçları çift dozlarda kullanmayınız.

Siz sadece tek bir ilaca bağımlı olabilirken bazı hastalar için birden fazla ilacın birlikte kullanılması gerekebilir.

Diyet

Diyet ve gut hakkında şunlar bilinmelidir:

  • Obesite yani aşırı şişmanlık kan ürik asit düzeyini yükseltir. Eğer yüksek kilolu iseniz doktorunuzla kilo vermek için görüşünüz.
  • Beslenmenizde sınırlı olunuz. Aşırı miktarda proteinden zengin beslenme kan ürik asit düzeyini artıracaktır. Ürik asit miktarını yükseltecek besinler için doktorunuzla görüşünüz.
  • Çay ve kahve kullanabilirsiniz. Alkol kullanmayınız. Fazla miktarda alkol alımı kan ürik asit düzeyini ve gut atakları sıklığını artıracaktır.
  • Bol sıvı alınız. Az sıvı alımı böbreklerinizde ürik asit kristallerinizin birikimine neden olacaktır.

Şu besinler Ürik Asit düzeyini artırabilir: kırmızı et, beyin, böbrek, et suyu, sardalya, hamsi, karaciğer.

Günümüzde tofüslü gut hastalığı dışında gut hastalığı için proteinden kısıtlı diyet önerilmemektedir. Çünkü çok sıkı yapılan diyetlerin bile kan ürik asit düzeyini ilaçlar kadar düşüremediği ve çok etkili olmadığı görülmüştür. Bundan dolayı gut hastalığında aşırı kırmızı et tüketilmemesi dışında özel bir diyet yoktur. Kişi her türlü besini aşırıya kaçmadan tüketebilir. Sadece tofüslü gut hastalığında diyetisyenin size verdiği diyeti uygulamalısınız.

Cerrahi

Cerrahi nadiren gut tedavisinde kullanılır. Büyük tofüslerin varlığında özellikle enfeksiyon varsa, eklem içi tofüslerinin varlığında veya tofüslerin vücudun tehlikeli bölgelerinde ortaya çıkması durumlarında cerrahi tedavi uygulanabilir. Tofüsler beyin dışında tüm vücutta ortaya çıkabilmektedir.

Bizden Haberler

0 65
Yalova'nın Gezilecek Yerleri Mesire Yerleri  Hasan Baba Korusu: Yalova Çınarcık karayolu üzerinde, Çınarcığa 4,5 Km uzaklıkta yer almaktadır.  Termal: Kaplıcaların bulunduğu bu yörede Gökçedere ve Üvezpınar köyleri arasında birçok...