Safra Kesesi ve Karaciğer Hastalıkları

Safra Kesesi ve Karaciğer Hastalıkları

Safra kesesi, karaciğer, pankreas hastalıklarında; karbonatlı, hidrokarbonatlı ve sülfatlı sulardan faydalanılır. İleri safhadaki Siroz’da kullanılmaz.

Safra kesesi taşları

Safra kesesi taşları, safra eksesinin en sık görüle hastalığıdır. Bunlar kolesterol ve bilirubin içerikli olmasına göre kolesterol taşları ve bilirubin taşları olarak adlandırılır. En sık görülen taşlar kolesterol taşlarıdır. Yaş ilerledikçe taş oluşma riski artar; ayrıca kadınlarda bu hastalık daha sık görülür.

Safra kesesi taşlarının en sık neden olduğu şikayet karın ağrısıdır. Ağrı karnın sağ üst tarafında hissedilir ve sırta doğru yansır. Ağrı gelip gidici şekilde olabileceği gibi iltihaplı durumlarda sürekli ve şiddetlidir. Bunun yanı sıra bulantı, kusma, safra yolunda tıkanıklığa neden olursa sarılık, iltihap varsa ateş gibi şikayetlere de neden olabilir.

Klinik bulgular ve fizik muayenede safra kesesi taşı düşünülen hastalarda tanı radyolojik olarak konulur. Bu hastalarda en değerli tanı yöntemi karın ultrasonografisidir. Tıkanma sarılığı olan komplike olgularda MR/MRCP ve ERCP tetkikleri de yapılabilir.

Safra kesesi taşları sessiz kalabileceği gibi bazı komplikasyonlara (istenmeyen olumsuz sonuçlara) neden olabilir. Safra kesesi taşları ağrı gibi şikayetlerin yanı sıra şu komplikasyonlara neden olabilir; bunlar:

  • • Akut kolesistit: Safra kesesinin iltihaplanması
  • • Safra kesesinin perforasyonu: Safra kesesinin iltihaba bağlı delinmesi
  • • Tıkanma sarılığı: Safra kesesi içindeki taşlar ana kanala düşüp tıkanmaya neden olabileceği gibi büyük safra kesesi taşları ana kalana dışarıdan bası yapabilir
  • • Akut pankreatit: Pankreasın akut iltihabı. Safra kesesi taşlarının en korkulan komplikasyonlarından biridir, şiddetli olan tipinde ölüme kadar gidebilen komplikasyonlar görülmektedir. Türkiye ve Türkiye’nin çevre coğrafyasında akut pankreatitin en sık nedeni safra taşlarıdır
  • • Safra kesesi kanseri: Safra kesesi kanserinin iyi bilinen risk faktörlerinden biri safra kesesi taşlarıdır

Şikayetlere veya komplikasyonlara neden olmuş safra kesesi taşlarının tedavisi kesin olarak kolesistektomidir. Kolesistektomi günümüzde laparoskopik olarak gerçekleştirilmektedir. Laparoskopi deneyimli cerrahlar tarafından açık cerrahi kadar başarıyla uygulanmaktadır. Bu ameliyat gebelerde (tercihen 2. trimestrde), çocuklarda, daha önce karın ameliyatı olmuş hastalarda vs. her türlü hasta grubunda uygulanabilmektedir.

Sessiz safra kesesi taşları, yani şikayet oluşturmamış safra kesesi taşlarında tedavi tartışmalıdır. Taşların toplumda çok sık görülür olması, dünyada en çok yapılan ameliyat olması sessiz taşların takip edilebileceği görüşünü doğurmuştur. Bununla birlikte hastalığın akut pankreatit ve safra kesesi kanseri gibi ölümcül olabilen, tıkanma sarılığı, safra kesesi perforasyonu gibi çok ağır klinik tablolara neden olabilen komplikasyonları vardır. Sessiz taşlarda kararı hasta ve hekim birlikte vermelidir. Hekimin bu durumda hastaya takibin getireceği tüm riskleri iyi anlatması gerekmektedir.

Akut kolesistit (safra kesesinin akut iltihabı)

Akut kolesistit safra kesesinin akut iltihabıdır. Burada gelişen enfeksiyon sonucu safra kesesi duvarında kalınlaşma, ödem oluşur. Hastaların büyük çoğunluğunda neden safra kesesi taşlarıdır. Buna karşın safra kesesi taşı olmadan da akut kolesistit olabilir ancak istisnai bir durumdur. Genel vücut direnci düşen bazı hastalarda (yandaş ağır hastalıkları olanlar, immunsupressif tedavi alanlar, kanser tedavisi görenler, ileri yaş vs) taş olmadan da akut kolesistit görülebilir.

Hastalığın belirtileri karnın sağ üst tarafında, sırta vuran, şiddetli karın ağrısı, bulantı, kusma ve ateştir. Muayenede bu bölgede hassasiyet görülür. Nadiren sarılık da görülebilir.

Akut kolesstit acil ve ciddi bir durumdur ve hastalar hastaneye yatırılmalıdır. Hastalığın ideal tedavisi laparoskopik kolesistektomidir. Cerrahi tedaviye ilave olarak geniş spektrumlu antibiyotikler verilir. Bazı cerrahlar erken dönemde (hastalığın ilk birkaç günü içinde) başvurmamış hastalarda antibiyotik tedavisi uygulamayı ve ameliyatı 4-6 hafta sonraya ertelemeyi önermektedir. Bu yaklaşım riskli hastalarda uygulanabilir. Ancak ameliyatı tolere edebileceği düşünülen hastalarda ilk yatış döneminde ameliyat daha uygun bir seçenektir. Bunun nedeni, ertelenen ameliyat nedeniyle ara dönemde komplikasyonların görülebileceği ve hastaların ikinci bir risk altına gireceği gerçeğidir.

Safra yolu yaralanmaları ve darlıkları

Safra yolu yaralanmaları genellikle kolesistektomi sırasında istenmeyen manipülasyonlar sonucu oluşur. Bazen yaralanma tipi safra yolunu tıkayıcı veya daraltıcı özellikte olduğundan darlık veya tıkanma gelişirken, bazen de yaralanmanın kendisinin iyileşme döneminde veya uygun olmayan onarımların iyileşme dönemlerinde darlıklar gelişebilir.

Safra yolu yaralanmalarına genellikle anatomik farklılıklar ve teknik hatalar neden olmaktadır. Burada iki farklı tablo olabilir:

1- Safra yolundaki yaralanma sonucu safra karın içine akar. Akut şiddetli karın ağrısı ve genel durum bozukluğu görülür. Acil tedavi gerekir.
2- Safra yolunda daralma veya tam tıkanma sonucu safra bağırsağa rahatça akamaz. Hastada sarılık, kaşıntı ve tekrarlayan safra yolu iltihabı atakları gelişir

Tanı için bir çok farklı yöntem uygulanabilir. Bunların arasında ultrasonografi ve bilgisayarlı tomografi gibi genel görüntüleme yöntemlerinin yanı sıra ERCP, MRCP ve perkütan kolanjiyografi gibi safra yollarına özgü yöntemlerden de yararlanılır.
Safra yolu yaralanmalarının tanı aşamasında hangi yöntemlerin uygulanacağına dair kararı vermesi gereken, kesin tedaviyi uygulayacak olan hekim cerrahtır.

Cerrahi ve girişimsel tedaviler açısından farklı seçenekler vardır. Burada ideal tedavi safrayı bağırsağa en uygun şekilde aktaracak tedavi planını çizmektir.

Basit safra kaçaklarında, safra yolunun bütünlüğü bozulmadıysa ve karın dreninden safra drenajı oluyorsa hastalar izlenebilir. Takipte bazı hastalarda tablo tamamen düzelmektedir. Hastanın ameliyat sırasında konulmuş dreni yok ise radyolojik olarak dren yerleştirilebilir. Buna karşın safra kaçağının debisi yüksek ise ERCP ve safra yolu içine stent yerleştirilmesi gerekli olabilir.
Safra yolu bütünlüğünün bozulduğu durumlarda safranın bağırsağa aktığı yeni bir yol yapılması kaçınılmazdır. Bunun için ideal ameliyat safra kanalı ile ince bağırsağı özel bir şekilde ağızlaştıran “Roux-en-Y hepatikojejunostomi” ameliyatıdır. Bu ameliyat sonuçları en iyi olan seçenektir. Safra yolu onarımı/ drenajı ameliyatını mutlaka bu konuda ileri deneyime sahip cerrahlar uygulamalıdır.

Safra yolu darlıkları veya yaralanmalarında hastaların ilk onarım şanslarını en iyi şekilde kullanmaları gerekir. Tekrar eden ameliyatların sonucu başarılı bir ilk ameliyatın sonuçlarına göre daha kötüdür. Uygun bir ameliyat yapılmadığı takdirde gelişebilecek komplikasyonlar:

  • - Yeni darlıklar
  • - Sarılık
  • - Safra yolları iltihabı (kolanjit)
  • - Karaciğer yetersizliği ve siroz olarak sıralanabilir.

Kolesistektomi sırasında gelişen safra yolu yaralanması istenmeyen bir durum olmasına rağmen belirli oranlarda görülebilecek bir komplikasyondur. Ancak safra yolu onarımını mutlaka bu işte deneyimli bir cerrahın yapması gereklidir.

Tıkanma sarılığı

Tıkanma sarılığı ana safra yolları üzerine bir bası veya bu kanallar içinde tıkayıcı bir oluşum nedeniyle bağırsağa safra akışının durmasıdır. Bu tıkanma sonucu ciltte sararma görülür. Tıkanma sarılığının uzun dönemdeki sonucu karaciğer dokusunda bozulmadır.

Tıkanma sarılığına safra yolunun, pankreasın veya karaciğerin tümörleri neden olabilir. Bunun dışında ana safra kanalındaki taşlar, ana safra kanalının darlıkları da tıkanma sarılığına neden olmaktadır.

Tıkanma sarılığı olan hastalarda ciltteki sararmanın yanı sıra dışkının rengi beyazlaşır ve idrar rengi koyulaşır. Bu hastalarda bazı biyokimya testlerinde tanı koydurucu değişiklikler saptanır. Bu hastalarda karın ultrasonografisi, bilgisayarlı tomografi ve manyetik rezonans görüntüleme hastalığın nedeni hakkında bilgi verir. Bazı hastalarda MRCP ve ERCP gibi özel yöntemler de yararlı olmaktadır.

Tıkanma sarılığı safra yolu taşlarına bağlı ise tedavide farklı yöntemler uygulanabilir.
Hastalarda öncelikle endoskopik tedavi (ERCP) denenmesi genel kabul gören bir yaklaşımdır. Ancak daha önce mide ameliyatı geçirmiş hastalarda ya da bazı anatomik zorlukların varlığında ERCP uygulanamayabilir; öte yandan bazı taşlar ERCP ile temizlenemeyebilir. Bu durumlarda cerrahi olarak ana safra kanalının temizlenmesi gereklidir. Cerrahi laparoskopik veya açık yöntemle uygulanabilmektedir.

Safra yolu kistleri

Safra yolu kistleri ana safra kanalılar veya karaciğer içindeki safra kanallarının anormal genişlemeleriyle giden bir hastalıktır. Bu kistler koledok kisti olarak da adlandırılır. Gerçek nedeni bilinmeyen safra yolu kistlerinin hem doğumsal hem de edinsel olabileceğini gösteren bulgular vardır. Safra yolu kistlerinin farklı tipleri vardır. Bu tipler arasında ana safra kanalını tutan genişleme en sık görülen tiptir.

Safra yolu kistleri safra yolu iltihabı (kolanjit), safra yolu tıkanıklığı, karaciğer apsesi, ateş gibi belirtilerle ortaya çıkabilir. Tanı için ultrasonografi, MRCP, ERCP ve bilgisayarlı tomografi gibi yöntemler kullanılmaktadır.

Safra yolu kistlerinin en sık görülen tipinde kanserleşme riski vardır ve bu nedenle kistin tamamının çıkarılması önem taşır. Bu hastalarda safra kanalının tamamının ve safra kesesinin çıkarılması ve safra akışı için ince bağırsağa yeni bir yol yapılması gereklidir. Karaciğerin içinde yer alan safra kistlerinde karaciğerin hastalıklı bölümünün çıkarılması tedaviyi sağlamaktadır.

Safra kesesi kanseri

Safra kesesi duvarından kaynaklanan kötü huylu tümörler safra kesesi kanseridir. Biyolojik olarak agresif tümörlerdir. Hastalığın risk faktörleri arasında safra kesesi taşları, polipleri, porselen kese, obezite ve nitrozamin gibi bazı kimyasallar yer alır.
Safra kesesi kanserinin en sık görülen belirtileri sarılık ve karın ağrısıdır. Hastalığın tanısı için bilgisayarlı tomografi, manyetik rezonans görüntüleme, ultrasonografi gibi görüntüleme yöntemlerinden yararlanılır. Bununla birlikte bazı tümör belirteçleri, ERCP, perkütan kolanjiyografi de tanıda ve bazen tedavide yararlıdır

Safra kesesi kanserinin kesin tedavisi cerrahidir. Yapılacak ameliyatın genişliğini hastalığın evresi belirler. T1 (tümörün yalnızca safra kesesi duvarının iç yüzünde olduğu en erken evre kanser) evre tümörlerde yalnızca safra kesesinin çıkarılması yeterlidir. Buna karşın safra kesesi duvarında kanserin duvar boyunca ilerlediği ve çevre organlara veya karaciğer dokusunu tuttuğu durumlarda safra kesesiyle birlikte karaciğer dokusunun bir bölümü ya da karaciğerin sağ bölümünün geniş bir şekilde çıkarılması gerekmektedir. Bu ameliyatlarda geniş lenf düğümü temizliği de yapılır.

Ameliyat edilemeyecek derecede ileri evre hastalığı olanlarda sarılık ve ağrıyı dindirecek bazı endoskopik işlemler, ağrı tedavisi, perkütan drenaj (radyolojik girişim) yapılabilir.

Safra kesesi taşı nedeniyle yapılan ameliyatların sonrasında patolojik incelemede kanser çıkması nadir görülen bir durum değildir. Tümör patolojik olarak T1 evresindeyse ve ameliyat sırasında safra kesesinin tamamı düzgün bir şekilde parçalanmadan çıkarıldıysa ilave bir tedavi gereksizdir. Buna karşın daha ileri evre tümörlerde hastalığın gerektirdiği tamamlayıcı ameliyatlar yapılmalıdır.

Safra yolu kanserleri ve Klatskin tümörü

Safra yollarının iç yüzeyini döşeyici dokundan kaynaklanan kanserlere safra yolu kanseri veya kolanjiyokarsinom adı verilir. Bu tümörler karaciğer dokusu içindeyse bir kütle şeklinde ortaya çıkar. Safra yolunun son bölümü pankreas içinden geçer; bu tümörler ya uç noktada bir darlık ya da pankreas başında kütle olarak ortaya çıkarlar.

Karaciğerin sağ ve sol bölümünde gelen safra kanallarının birleşip, karaciğer dokusu dışında bir çatal olarak bir araya geldiği kavşak noktasına konfluens denilir. Bu noktadan kaynaklanan tümörlere hiler kolanjiyojarsinom veya iyi bilinen adıyla “Klatskin tümörü” denilir. Safra yolu kanserleri en sık bu bölgeden çıkar. Bu bölgenin tümörlerinde çok agresif cerrahi uygulandığı takdirde yüz güldürücü sonuçlar alınmaktadır.

Bu tümörlerin en sık görülen belirtileri sarılık, ağrı, kilo kabı, koyu renkli idrar, açık renkli dışkı ve kaşıntıdır. Hastalığın tanısı deneyimli radyolog ve ileri radyolojik inceleme gerektirir. Tanı ultrasonografi, bilgisayarlı tomografi, MR/MRCP ve ERCP yöntemlerinde biri veya birkaçıyla konulur. Tıkanma sarılı olan hastalarda radyolojik incelemeler tanıya götürür. Bu tümörlerde biyopsi uygulamalarında sonuçlar çok başarılı değildir; bu nedenle ameliyat kararı çoğunlukla radyolojik bulgular dayanılarak alınmaktadır.
Karaciğer içindeki safra yolu kanserlerinde kütlenin çıkarılacağı, genellikle de geniş, karaciğer rezeksiyonları uygulanır. Safra yolunun son bölümündeki kanserlerde pankreas başı kanseri gibi ele alınır ve Whipple ameliyatı uygulanır.

Klatskin tümörü cerrahisi genel cerrahi alanının en zor ameliyatlarından biridir. Hastalarda tümörün yerine göre karaciğerin büyük bir bölümü (%75-80 kadarı), kaudat lob, karaciğer dışı safra kanalı ve gerekliyse karaciğeri bazı büyük damarları bir arada çıkarılır. Geriye kalan karaciğer bölümün safra kanalına ince bağırsaktan yeni bir akış yolu sağlanır. Bu hastaların ameliyat öncesi hazırlığı ve sonrasındaki bakımı kritiktir ve birçok ayrıntının uygulanmasını gerektirir.

Bu hastalarda karaciğer ve safra yolu çıkarıldıktan sonra geriye kalan karaciğer dokusu yeterli olmayacaksa ilk ameliyat öncesi kalan karaciğer dokusunu büyütecek bazı özel işlemler (portal ven embolizasyonu veya ligasyonu gibi) gerekli olabilir.

Safra kesesinin görevi safrayı depo etmektir. Safra tuzları, bilirübin, kolesterin gibi maddeler genellikle kese duvarından emilmezler. Bu nedenle kesedeki safranın koyuluğu artmaktadır.Yemek sırasında yağ, hidroklorik asit, peptonlar, yumurta sarısı gibi maddeler sebebiyle onikiparmak bağırsağı mukozasından kolesistokinin çıkarak kesenin kasılmasını sağlamaktadır. Kese kasıldıktan sonra safra kesesinde depolanmış safra bağırsağa boşalır. Böylece sindirim için lazım olan kafi miktarda safra bulunmuş olur. Safra kesesi aynı zamanda safra yollarının iltihaplarını da düzenlemektedir. 
Safra kesesi iltihapları vardır. Bu safra kesesi iltihapları had ve müzmin olabilirler. Had safra kesesi iltihaplarının en çok görülen nedeni safra kesesi ağzının tıkanmasıdır. Bu tıkanma genellikle safra taşı sebebiyle olmaktadır. Safra kesesinin ağzının tıkanmasının yanında mide ülserleri, lenf bezi büyümeleri, tümörler de tıkanma sebeplerinden bazılarıdır. Safra kesesinin ağzı tıkandıkça kese içindeki basınç artmaktadır. Bu sebeple de kese duvarına gelmesi gerektiğinden daha az kan gelmektedir. Bu kan az geldiğinde kişinin iltihap, doku ölümü ve kangren  hastalığı olma ihtimali yüksektir. Safra kesesi içinde ki safra tuzlarının artması had kolesistite yol açmaktadır. Kansız, hasarlı ve hayatiyeti kaybolmuş bir safra kesesi  mikropların yerleşmesi için müsait bir ortam oluşturur. Safra kesesi iltihabının en önemli belirtisi karnın sağ üstünde şiddetli ve devamlı olan ağrıdır. 
Bu ağrı kişi nefes aldığında daha da şiddetlenir. Aynı zamanda safra kesesi iltihabı olan kişilerde bulantı, kusma ve yüksek ateş vardır. Had safra kesesi iltihapları genellikle 40 yaşını geçmiş, şişman ve çok doğum yapmış kadınlarda gözlenir. Müzmin safra kesesi iltihabı had iltihaplar iyileştikten sonra, kesede bıraktıkları hasarların husûle getirdiği klinik bir tablodur. Müzmin safra kesesi iltihaplarında genellikle safra taşı bulunmaktadır. Müzmin safra kesesi iltihabında mide ve bağırsak bozuklukları görülür. Geğirmek, gastrit, iştahsızlık, kanser, karaciğer hastalıkları, karın ağrısı, onikiparmak bağırsağı ülseri, safra taşları ve şişmanlık safra kesesi hastalıklarının belirtilerindendir. 
Safra kesesi taşı belirtileri arasında özellikle çok yağlı ağır yemeklerin yenmesinden sonra karnın sağ üst bölgesinde oluşan ve sırttan omuz kısmına kadar yayılma gösteren bir ağrıdır. Safra kesesi taşı nedeni ile oluşan ağrı kalp krizi geçiren bir insanın tanımlayacağı ağrı şekline  fazla benzerlik göstermesinden dolayı karıştırılabilmektedir. Aşırı yağlı ağır yemekler bu ağrı tipinin daha fazla hissedilmesine yol açtığı için özellikle bu tür bir beslenme şeklinden mutlaka kaçınmak gerekmektedir. Safra kesesi taşı kolelit yada normal olmayan safra bileşenlerinin bir araya gelerek vücutta oluşturdukları kristal yapılar olarak tanımlanmaktadır. Safrada oluşan bu kristalize yapılar kum taneleri kadar küçük yada pingpong topu kadar iri bir yapıda olabilmektedirler.

Safra kesesi taşı belirtileri :

  • Safrada oluşan taşların en büyük belirtisi safra atağı adı verilen bir ağrı hissidir. Bu ağrı sırt bölgesinde, kürek kemikleri arasındaki kısmın sağ omuzun altına denk gelen bölgede oluşmaktadır. Mide bulantısı ve kusma ağrı ile beraber görülebilir.
  • Safra kesesi taşı böbrek taşı sancısı kadar belirgin seyredebilmektedir. Hatta bazı durumlarda safra kesesi taşı nedeniyle oluşan ağrının doğum sancısından bile daha etkili olduğunu belirtilmektedir.
  • Safradaki taşların yol açtığı ağrıya bazen üşüme, düşük ateş, deride yada gözlerde belirgin bir şekilde sarı rengin etkinliğinin artması gibi belirtiler eşlik edebilmektedir.Safra kesesi taşının yol açtığı bu belirtiler ile karşılaşılması durumunda hemen en yakın doktora başvurulmalıdır.
  • Safra kesesi taşı idrar kanalına girerek tıkanmaya yol açabilir. Bu durumda kişinin idrar renginde koyulaşma, ciltte sararma, gözlerde sararma ve kaşıntı gibi problemler oluşabilmektedir.
  • Ağızda oluşan acı bir tat hissi, nefesin kokması ve baş ağrısı gibi belirtiler safra kesesi taşı nedeniyle oluşabilen belirtilerdendir.
  • Safra kesesi taşı olan bazı kişilerde herhangi bir acı ve ağrı hissi olmaz. Bu türden safra taşları tıp dilinde “sessiz taş” olarak adlandırılmaktadırlar. Etkileri bakımından tedavilerine gerek duyulmayan taşlardır.
  • Safra kesesi taşının neden oldukları ağrı hissi  safra sıvısının dengesinin kaybolması sonucu oluşmaktadır.
  • Safra kesesi taşı ağrısı özellikle çok yağlı yemeklerin yenmesinden sonra oluşmaktadır denildi. Bir de aynı duruma kızartma yemeklerde dahil edilebilir çünkü kronik hazımsızlık problemi görülmektedir. Bu nedenle hastada gaz sorunu ve şişkinlik oluşabilmektedir.
  • Safra kesesi taşı nedeniyle hastada sarılık oluşması ihtimali de bulunmaktadır.

Safra kesesi taşı en fazla kimlerde oluşabilmektedir

  • Kadınlarda safrada taş oluşumu erkeklere oranla daha fazladır.
  • Aile bireylerinin birinde safra kesesi taşı olması o kişide de taş oluşum riskinin fazla olmasına neden olur.
  • Kanda görülebilen bazı hastalıkla safra kesesi taşı oluşması riskini arttırabilmektedir.
  • İnfalamatuar olarak tanımlanan barsak hastalıkları taş oluşumuna neden olabilmektedirler.
  • Hızlı bir şekilde kilo verilmesi safra kesesi taşı oluşumuna neden olabilmektedir.
  • Karaciğer hastalıklarının teşhisi

    Temel ilkeler:

    Karaciğer bozuklukları tüm organizma üzerinde ağır etkiler oluşturabildiğinden karaciğer hastalıklarının her halikarda ciddiye alınması gerekmektedir.
    Pek çok karaciğer hastalığı ancak zaman geçtikten sonra farkedilmektedir. Karaciğer hastalıklarının aldatıcı bir yanı karaciğerin acı ve ağrı duyusuna sahip olmaması ve uyarı işareti vermemesidir. Olası şikayetler çoğunlukla belirsizdir. Bu yüzden daha çok “stres” veya “kronik halsizlik” gibi günlük yaşamdan kaynaklanan şikayetler olarak yorumlanırlar.

    Şu semptomlar bir karaciğer veya safra kesesi hastalığının ilk işaretçisi olabilir:

    • sürekli halsizlik
    • konsantrasyon bozuklukları
    • üstkarnın sağ tarafında baskı duygusu
    • kaşıntı
    • balçık renginde dışkı ve bira renginde idrar
    • iştah kaybı
    • belli yemeklerden, örneğin etten tiksinme 
    • kilo değişimleri
    • mide bulantısı ve kusma
    • karında şişkinlik
    • burun kanaması ve iç kanamalar
    • ciltte veya gözlerde sararma
    • sık sık baş gösteren kas ve eklem ağrıları
    • erkeklerde göğüs veya karın bölgesinin kıllarında azalma

    Eğer bu tür belirtiler daha önce de gözünüze çarptıysa önkoruyucu önlem olarak başka önlemlerle birlikte bir de karaciğer değerleriz gamma-GT, GOT ve GPT’yi ölçtürmeniz tavsiye edilir. Eğer bunlar yükselmişse o zaman karaciğerin maruz kaldığı muhtemel hastalıklar veya yükler hedefli olarak araştırılmalıdır.

    Belli risk faktörleri de bir karaciğer hastalığının araştırılması için neden oluşturabilirler:

    • aşırı kilo ve/veya Tip 2 Diabetis mellitus (şeker hastalığı) bir NASH (alkole bağlı olmayan yağlı karaciğer hastalığı) olgusunu kolaylaştırabilir
    • İlgili kişinin 1992 yılı öncesinde kan nakli ya da başka kan ürünleri almış olması, herhangi bir zamanda (kısa süreli ve çok eskiden de olsa) intravenöz uyuşturucu madde kullanmış olması, cinsel ilişkide bulunduğu eşinin bir virüs hepatiti olması veya kişinin Türkiye, Asya, eski Sovyetler Birliği ülkeleri veya Afrika gibi Hepatit B ve/veya C hastalıklarının yaygın olduğu ülkelerden veya yörelerden gelmesi durumlarında bir Hepatit B ve C muayenesi yapılmasında yarar vardır.
    • Crohn hastalığı (Morbus Crohn) veya kolitis ülseroza gibi iltihaplı barsak hastalıklarında ayrıca bir PSC de mevcut olabilir
    • her gün düzenli alkol tüketilmesi alkolden kaynaklanan bir karaciğer hastalığına yol açabilir.

    Hepatit B şüphesi

    En önemli değer HBs-antijenidir. Eğer bu pozitif ise kişide Hepatit B var demektir. İlk muayenede önem taşıyan diğer değerler ise anti-HBc antikorları ve anti-HBs antikorlarıdır. Bu üç değer sayesinde bir Hepatit B’nin varlığını, iyileşmiş olup olmadığını ve kişinin başarıyla aşılanmış olup olmadığını ayırt etmek mümkündür.

    Hepatit C şüphesi

    Bir Hepatit C şüphesinin mevcut olması durumunda önce HCV antikorları için basit bir kan testi yapılır. Eğer bu negatif çıkarsa muhtemelen bir Hepatit C olgusu yoktur. Eğer antikor testi pozitif çıkarsa ardından bir PCR Testi yapılarak virüsün kalıtsal maddesi (HCV-RNA) aranır. HCV-RNA sonucu pozitif ise kişide Hepatit C var demektir.

    Alkol hastalığı şüphesi

    Burada, bütün bulguları kapsayan genel bir bakış önem taşır: Karaciğer değerlerinin ölçülmesi, hastanın sorgulanması ve gözlenmesi ve gerekli hallerde kısa süre önce alkol tüketmiş olup olmadığına dair bir alkol testi yapılması gerekir. Sadece gamma-GT ve CDT değerleri aracılığıyla alkol tüketimi olup olmadığını kanıtlamak mümkün değildir.

    NASH şüphesi

    Alkole bağlı olmayan yağlı karaciğer iltihabında pek çok faktör bir araya gelmektedir: Yüksek karaciğer değerleri, ultrason muayenesinde yağlı karaciğer görüntüsü ve yapılan bir karaciğer ponksiyonunda yağlı ve iltihaplı karaciğer hücrelerinin görülmesi. Burada da hastanın alkol kullanma alışkanlığı sorgulanarak alkole bağlı olmayan yağlı karaciğer hastalığı NASH (İngilizce: Non Alcoholic Steato Hepatitis) ile alkole bağlı yağlı karaciğer hastalığı ASH (İngilizce: Alcoholic Steato Hepatitis) arasında ayrım yapılmalıdır.

    Demir depolama hastalığı şüphesi

    Önce demir değerleri incelenmelidir. Eğer bunlar yüksek çıkarsa hemakromatoza karşı bir gen testi yapılmalıdır.

    PBC şüphesi

    PBC olgularında genel olarak kandaki AMA değerleri (antimitokondriyal antikorlar) yükselmiştir. Bu PBC’nin en güçlü işaretidir. Çoğu kez safrayolu değerleri gamma-GT ve alkali fosfataz (AF) da yükselmiştir. Ek olarak yapılacak bir karaciğer ponksiyonu teşhisi sağlamlaştırmaya yardımcı olabilir.

    PSC şüphesi

    Çoğu zaman, tek başına hastalığın teşhisine olanak sağlayabilecek bariz kan değerleri bulunmamaktadır. Teşhis açısından en önemli nokta karaciğerin içindeki ve dışındaki safrayollarının muayene edilmesidir. Ağızdan ince barsağa kadar bir endoskop sürülür. Bunun aracılığıyla safrayolunun içine direkt olarak röntgen kontrast maddesi sıkılarak kanalın daha iyi görüntülenmesi sağlanır. Çoğu kez, hekim o esnada PSC için tipik olan değişimleri bir bakışta görür.

    Otoimmün hepatit şüphesi

    Bellibaşlı otoimmün hepatiti teşhisi önce diğer karaciğer hastalıklarının, örneğin virüs hepatitlerinin olmadığını göstermek suretiyle yapılmaktadır. Belli otoantikorlar (örn. ANA, p-anca veya SMA) tesbit edilebilir, ancak bunlar tek başına bir otoimmün hepatit olgusunun varlığını veya yokluğunu kanıtlamaya yeterli değildir. Önemli olan bir karaciğer ponksiyonudur, çünkü burada çoğu kez çok tipik hücre değişimlerini fark etmek mümkündür.

Bizden Haberler

0 64
Yalova'nın Gezilecek Yerleri Mesire Yerleri  Hasan Baba Korusu: Yalova Çınarcık karayolu üzerinde, Çınarcığa 4,5 Km uzaklıkta yer almaktadır.  Termal: Kaplıcaların bulunduğu bu yörede Gökçedere ve Üvezpınar köyleri arasında birçok...